Yazı Detayı
21 Nisan 2015 - Salı 22:45 Bu yazı 1608 kez okundu
 
Ermeni Meselesi Türkiye İçin Aşil Sendromu Olmamalıdır
Ersoy Yıldız
yildizersoy.38@gmail.com
 
 

 Aşil sendromu mitolojiden gelen bir kavram ve Psikoloji’de kullanılıyor. Kısaca, bir zayıf tarafının olduğu algısına kapılan ve sürekli tedirgin kaygılı kişilik yapısın ifade eder.  Anlatıldığına göre, Truva savaşçılarından Akhilleus iyi bir savaşçıymış. Fakat hep aşil topuğundan vurulacağı korkusu ile yaşarmış. Gerçekten korku ve panik havası o kadar etkili olmuş ki, Truva savaşlarında korku gerçeğe dönüşüyor. Aşil topuğundan vuruluyor.

Geçelim Ermeni meselesine: Tarihte acı olayların yaşanmamış olduğunu zaten kimse inkar etmiyor. Bu durum Ermeniler için ne kadar gerçek ise, Türkler için de aynı gerçekliktedir. Elbette bizim de millet olarak hafızamıza kazınmış olanlar var: En basitinden `millet-i sadıka` diye kabul ettiğimiz Ermenilerin, nasıl ayaklandıklarını biliyoruz. Erzurum’un göbeğinde toplanan Dünya Ermeniler Kongresinin illa da bağımsızlık diye tutturduğunu biliyoruz. Osmanlının zor zamanlarında Ermeni çetelerinin katliamlarını biliyoruz. Sarıkamış’taki Osmanlı ordusunun Rus Ermenileri, içerden de Osmanlı Ermenileri tarafından vurulduğunu biliyoruz. Daha yakın tarihte Karabağ’da yaptıkları katliamları biliyoruz. Elbette bütün olup bitenleri uzun uzun anlatmaya gerek yoktur. Anlatmak istediğim de konunun bu boyutu değildir.

Özellikle uluslararası boyutundan biraz bahsetmek istiyorum. Ermeni diasporasının etkin olduğu dönemlerden beri her Nisan ayı geldiğinde bir hararetlenme başlar. Ermeni meselesi gündeme oturur. Genellikle Avrupalı ve Amerikalı parlamenterlerden çatlak sesler çıkmaya başlar. Bu yıl bunlara Katolik dünyanın lideri papa da katıldı. Amaçları da tam net olmayabilir. Kimileri belki Ermeni diasporasının ağzına bir parmak bal çalmak için, kimileri bir şov yapmak için; kimileri bilgisizliğinden, kimilerinin Türkiye’den kuyruk acısı olabilir; belki de Türkiye’den bir taviz koparmak için yaparlar. En çok da dikkatimi çeken şey; 24 Nisan yaklaşırken herkes ABD başkanlarına odaklanır. Acaba, soykırım diyecek mi demeyecek mi, diye beklenir. Başkanlar da 24 Nisan konuşmalarında, konuyu ne şiş yansın ne kebap misali geçiştirir.  Muhtemelen bu yıl yine benzeri olacaktır.

Haliyle, bizim de bu süreçte boş durma lüksümüz yok. Baskın çıkmak için karşı tezlerle cevaplar verilir. Uluslararası alanda diplomatik ve akademik diyaloglar, kulisler, mekik dokumalar gerçekleşir. ABD boyutunda parlamenterler ve başkanlar üzerinde daha çok lobiler etkili olduğu için lobiler ile diyaloga girilir. Tabi ki bunun bir de maliyet boyutu var. Kimbilir her yıl çarkın böyle dönmesini, Türkiye’nin kendilerine muhtaç olmasını bekleyenler de olabilir.

Asıl anlatmak istediğim şudur: Avrupa ve Amerika’daki devlet yöneticileri ile parlamenterlerin konuşmalarının birbirinden biraz farklı olduğunu görürsünüz. Genellikle, devlet yöneticileri, ilişkilerin bozulmaması için sözlerini ölçerek biçerek söylemeye dikkat ederler. Parlamenterler ise bu konuda kendilerini çok sorumlu hissetmeyebilir. Hatta şov ve artistik laflar etmeye yatkın olabilirler. Hemen hemen tüm dünyada bu böyledir. İyi bilmek gerekir ki; küreselleşen dünyanın tek söz sahibi, parlamenterler, Ermeni diasporası veya papalar değildir. Çok daha başka faktörler de etkilidir. Türkiye büyük bir ülke ve hiç kimse Türkiye ile ilişkileri bozmaya cesaret edemez. Sözün kısası, elbette geçiştirilecek ve boş verilecek bir konu değildir. Fakat, Türkiye’yi bu mecraya çekme niyetliler çıksa da; Ermeni meselesi Türkiye’nin aşil sendromu haline gelmemelidir.

 
Etiketler: Ermeni, Meselesi, Türkiye, İçin, Aşil, Sendromu, Olmamalıdır,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Temmuz 2016
Başkanlık Sistemi ve Üniter Yapı
6540 Okunma.
18 Haziran 2016
Politikada Mizah
1251 Okunma.
28 Temmuz 2015
GÜNEY SINIRLARIMIZDAKİ ÇATIŞMALARIN GERİSİNDE NE VAR?
2630 Okunma.
08 Haziran 2015
Başkanlık Sistemi Tartışması Asıl Şimdi Başlamalıdır
1839 Okunma.
29 Mayıs 2015
Türkiye’de Sistem Tartışması Bitmez
1601 Okunma.
19 Mayıs 2015
Demokrasi Yönünden Sistemler Farkı
1524 Okunma.
04 Mayıs 2015
3 Mayıs Türkçülük Bayramıydı
1715 Okunma.
02 Mayıs 2015
Amerika’da Niçin Sistem Tartışması Yapılmaz?
1535 Okunma.
26 Nisan 2015
“Develeri Oynatmayın Beyler!”
1685 Okunma.
15 Nisan 2015
“Osmanlı’da ve İran’da -Mezhep ve Devlet-”
1576 Okunma.
12 Nisan 2015
“Chp’nin İki Parmak Solundayız!” (1946’lı Yıllar)
1596 Okunma.
12 Nisan 2015
Milletvekili Adaylarımız Neler Düşünür?
1508 Okunma.
09 Nisan 2015
Türkiye’nin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1923-1946 arası)
1760 Okunma.
08 Nisan 2015
TÜRKİYE’NİN SİYASAL SİSTEM DÖNÜŞÜMLERİ (1)
1668 Okunma.
08 Nisan 2015
Savaşların Değişen Yüzü: Hibrit Savaşlar
1569 Okunma.
04 Nisan 2015
ABD Dünyanın Kontrolünü Kaybediyor Mu?
1726 Okunma.
28 Mart 2015
Yemen Üzerinden İran’ı Tartışmak
1666 Okunma.
26 Mart 2015
Kumpaslı Mecazi Söylemler Öyle Çoğaldı ki!
1817 Okunma.
21 Mart 2015
Japonlar, Çocuklarına Hiroşima'yı ve Nagazaki'yi Niçin Gezdirir?
2161 Okunma.
19 Mart 2015
'Biz Anafartalara Bir Dar-ül Fünun (Üniversite) Gömdük'
1711 Okunma.
18 Mart 2015
“Gençlerden Ecdada Mektup”
1728 Okunma.
10 Mart 2015
Eşeğin Gölgesi Davası
3012 Okunma.
08 Mart 2015
Dünden Bugüne, Türkiye’de Kadınların Siyasal Katılımı (I)
1682 Okunma.
06 Mart 2015
SİYASAL KATILIMDA VE SİYASAL TEMSİLDE KADININ YERİ
2045 Okunma.
06 Mart 2015
MUSUL KONUSU YİNE GÜNDEME OTURACAK GİBİ
1630 Okunma.
Haber Yazılımı