Haber Detayı
06 Temmuz 2018 - Cuma 00:48 Bu haber 2942 kez okundu
 
Avanos’tan Bir Neşet Ertaş Geçti
Ölüm karşısında duygulanmamak, etkilenmemek mümkün mü?
AVANOS Haberi


Küçük yerlerde yaşamanın iyi taraflarından birisi gündelik yaşamla ilgili her şeyden haberdar olabiliyorsunuz. Özellikle ölümlerin camilerden sala ile duyurulması devam eden güzel bir gelenek. Zamansız verilen her sala bir kişinin daha ölümü tattığını duyururken, kalanlara da ölümden kaçış yok demektedir. Ateş düştüğü yeri yakar! Merhumun ailesinin ciğeri yanar, canlarından can gittiği için. Arkadaşlarının bir dostun daha ölümüne tanıklık ettikleri için içleri yanar. Bir yandan da kim bilir belki de sıranın kendilerine geldiğini düşünerek hüzünlenirler. Onun için de Anadolu insanı ölmekten değil de “ sıralı ve imanlı ölmekten” bahsederler.

 

Ölüm karşısında duygulanmamak, etkilenmemek mümkün mü? Hele bu en yakınınızdakiyse canınızdan can, kanınızdan kan kattığınız evladınızsa, hayatı birlikte sırtladığınız, mahreminiz, namusunuz eşinizse, anneniz babanız, kardeşiniz veya her türlü fedakârlığı uğruna çekinmeden yaptığınız arkadaşınızsa. Bu yalın gerçek karşısında aciz kalır, ezilirsiniz.

 

Nedendir bilinmez bir ölüm haberi alınca, hele “gök ekini biçmiş gibi” zamansız bir ölüm duyarsam aklıma hep saz şairlerinin hayatın boşluğu, dünya malının değersizliği ve ölümle ilgili şiirleri, türküleri gelir. Özellikle Neşet Ertaş!. O fakir, çilekeş ve fedakâr Anadolu’nun sesidir. Mütevazıdır. Kibir nedir bilmez. Türkülerinde her mısra Anadolu insanının bağrından kopup gelen hıçkırıktır. Sözleri hepimizin ortak duygularının ifadesidir. Ömrü yokluklarla geçmiş, küçümsenmiş, hor gürülmüş bir sanat insanına ömrünün son yıllarında hak ettiği değerin verilmesidir. Garip Neşet kendini şöyle anlatır:

Okula gidemedim, bu dert benimdir

Hemi benim derdim, hem babamındır,

Hemi babam, hem de öretmenimdir

Yüreği yaralı o kerem nerede

Uzak yoldan geldim hasretin için

Yaralı ceylanım ses vermez niçin

Ecin nice hani boranın nerede

 

Ölüm acısı Onun da ciğerini dağlamıştır. Akrabası Hacı Taşan’ın zamansız ölümü üzerine de şöyle söylemiştir:

Bütün ahbapları ansın adını

Anlayan alırdı onun tadını

Emmisi, dayısı, garip kadını

Döşeyin evleri Hacı geliyor

Bir garip ölümü acı geliyor

Hizmet için nice dağlar aşanı

Keskinli bilirler Hacı Taşan’ı

Bunca hizmetleri hani, boşa mı?

Açılsın meydanlar Taşan geliyor

İnsan hizmetine koşan geliyor.

……..

Neşet Ertaş’ın yolu Avanos’tan birkaç defa geçer. Gençliğinde Ürgüp’te konser vermek için gelir. Tek başınadır. O zamanlar Avanos’un ilk ve tek pansiyonu olan Naile Taşkın’ın pansiyonunda bir hafta kalır. Kısa sürede Hacı Ömer Taşkın, Naile hanım ve çocukları ile kaynaşır. Eşi Leyla ile problemleri vardır. Leyla “Kaşların kara kara /Düşürdün beni dara/Suçum nedir bilmiyom da/Amanın Leyla Leyla “ diye şiir yazdığı kadındır. Boşanma aşamasındadırlar. Üzüntülüdür, acı çekmektedir. Hacı Ömer Usta “oğlum Neşet bak karını seviyorsun, aranızı bulalım, aileni yıkma” dese de O bunun dönüşü olmadığını söyler. Söyler, ama Onun için şu mısraları da yazmaktan kendini alamaz: “Gitme Leylam gitme yolumuz uzak /Yolumuza da Leylam kurarlar tuzak /Derdimizi de Leylam romana yazak”

 

Neşet Ertaş Avanos’a Wolsvagen marka bir arabayla gelir. Ama araba ne turistlerin bindiği gibi minübüse benzer, nede halk arasında o zaman tosba denen otomobile. Mustafa Taşkın o zamanlar çocuk olduğunu Neşet Ertaş’ın kendini, kardeşlerini ve mahalleden birkaç çocuğu bu arabaya bindirerek Ürgüp’e konsere götürdüğünü anlatır. Ertesi gün sabah Neşet o zamanlar Almanya’dan gelen işçilerin hediye getirdiği beyaz naylon gömlek benzeri bir gömlekle aşağıya kahvaltıya iner. Ön üst cebinde bir tomar para vardır. Belli ki akşam verdiği konserin parasını almıştır. Gömlek de şeffaf olduğu için para çok net görünür. Naile hanım takılarak “ne o Neşet zenginleşmişsin ama görgüsüzler gibi para oraya konur mu, düşürürsün, çaldırırsın be kardeşim” der. Bu söze Neşet Ertaş mahcup olur, parayı oradan alır, hemen pantolon cebine koyar. Sıkıntılardan bahisle ne yaptığımı biliyor muyum der. Hakikaten yaşadığı sıkıntılar sebebiyle o zamanlar da biraz alkole düşkünlüğü vardır. Aslında Neşet Ertaş’ın ne kadar tok gözlü ve cömert bir insan olduğunu çevresindeki herkes bilir. Yıllar sonra konser dönüşü yol kenarında bir çadırda yaşama tutunmaya çalışan abdal ailesine misafir olur. Onların sefaletini görünce konserde aldığı paranın hepsini bırakıp gittiğini Bayram Bilge Toker anlatmıştır.

 

Ercan Kesal da Peri Gazozu’nda Neşet Ertaş’ın Avanos’ta verdiği bir konserden bahseder. “1970’li yıllar. Ortaokula gidiyorum. Bir cumartesi günüydü galiba. Küçük bir kamyonet tüm gün kasabayı dolaştı durdu. Bozkırın ortasında biteviye bir anons: “Dikkat, dikkat! Bu akşam Avanos Yeni Sineması’nda, sürpriz sanatçılar ve Neşet Ertaş... Bu akşam Neşet Ertaş, sinemamızda.” Gece sineması öğrencilere yasak olmasına rağmen bir çaresini bulup kaçıyorum. Neşet Ertaş’ı dinleyeceğim. Her zamanki taktiğim yine tutuyor. Kucağımda bir kasa gazozla sinemaya giriyor, bir daha da çıkmıyorum. Salon ağzına kadar dolu. Arkalarda bir yere dikilip heyecanla Neşet’i bekliyorum. Önce sürpriz sanatçılar çıkıyor sahneye. Kimse çok fazla ilgilenmiyor. Onlar da zaten işlerini hızla bitirip gidiyorlar. Gözüm kuliste. Biri, sahnenin ortasına tahta bir sandalye koyuyor. Az sonra da kulisten, sazını göğsüne bastırmış, hafif öne eğik bir yürüyüşle Neşet çıkıyor. Takım elbise, parlak iskarpinler, dudaklarının üzerinde Ayhan Işık bıyığıyla, gencecik bir Neşet. Eğilip selamlıyor seyirciyi ve sandalyeye oturuyor. Arka arkaya iki-üç türkü söylüyor. Ahali nasıl coşkulu. Ama Neşet biraz sıkıntılı sanki. Bir an duruyor ve aynısını kırk sene sonra, İstanbul’da bir açık hava konserinde duyduğum bir cümleyle izin istiyor seyircilerden: “Ayağınızın turabı, goğnünüzün hızmatçısıyım. Şu cekattan bi kurtulayım müsaade ederseniz.” Ceketi çıkarıp oturduğu sandalyenin arkasına asıyor sonra. Artık özgür. Neşet’in, ceketi çıkardıktan sonra söylediği türküler, ahir-i ömrümün en güzel sesleridir1.”

 

Neşet Ertaş’ın yolu yıllar sonra Avanos’la tekrar kesişti. Neşet Usta “ bozkırın tezenesi” 7 Ağustos 2010’da Avanos’ta belediyenin bir organizasyonu vesilesiyle konser verdi. Konser alanı hınca hınç doluydu. Sadece Avanos’tan değil çevre illerden de pek çok insan onu bağrına bastı. O da utangaç, mahcup tavrıyla buna karşılık verdi. Sözü fazla uzatmadı, hatırladığım kadarıyla mahalli şivesiyle şunları söyledi:

“Irahatsız olduğum için konserlere gitmiyordum. Ama Avanız adını duyunca kıramadım geldim. Buralarda ırahmetlik babamla çok dolaştık. Düğünlere katıldık. Kursağımızda ekmeğiniz var. Gomşuluk hakkınız var.” Arkasından artık onun alemet-i farikası olan o güzel cümleyi ekledi ve başladı sazın böğrünü dövmeye. Göğnünüzün hızmatkarı, ayağınızın turâbıyım”

Yaşadığı zor yıllar onu da yıpratmıştır. Vücudu ve ruhu yıpranmış, örselenmişti. Yıllarca tek başına çıkıp çalıp söyleyen Neşet Ertaş artık bu yükü tek başına taşıyamamaktadır. Avanos konseri dahil son yıllarda bütün konserlerine orkestra ile çıkmaktadır. Bu biraz sahnede yükü azaltma isteğiyle, biraz da son yıllarda müzik piyasasında moda olan enstürüman çeşitliliği için yapılıyordu. Fakat o kalabalığın içinde bile Neşat Ertaş tek başına çalarken devleşiyordu. Hızlı, sert ve agresif bir tarzda sazının tellerine vurdukça elindeki plastik tezene buna dayanamayıp kırılıyordu. Yanında getirdiği çantadan yenisini alıp devam ediyordu. Dikkat ettim belki on tane tezene kırdı ve değiştirdi. Saz çalarken ve türkü söylerken adeta trans haline geçiyor, başka bir dünyada yaşıyordu.

 

Anadolu insanının ruhunu yakalayan, onu besleyen kaynaklardan beslenen, onun diliyle, onun gibi türkü çığıran Neşet Ertaş Avanos’ta da hasta olmasına rağmen performansını düşürmedi. Halkına olan saygısı ve sevgisiyle elinden geleni yaptı ve vedalaştı, çıktı, gitti. Allah rahmet eylesin, “sanatçı itibar gördüğü yerde yaşar, sanat sevildiği yerde gelişir” derler. Bizler onun değerini geç anladık. Hiç olmazsa sağ olanların kıymetini bilelim.

 

Avanos insanı da Neşet Ertaş’ı sever. Bağrına basar. Onun türkülerinde kendi ruhunu bulur. Avanoslu şair İbrahim Tokmak dizelerinde Neşet Ertaş için şöyle sesleniyor:

NEŞET’E ŞEVGİ

Neşet’im hep çalar söyler türküler

Babasına Muharrem Ertaş derler

Dert bittikçe bağrımıza o yükler

Korkma be Neşet’im bu sevgi bitmez

 

Senin yüzünden biz dertli olduk

Acılara güldük kederle coştuk

Seni dinlemezsek biz hasta olduk

Korkma be Neşet ‘im bu sevgi bitmez

 

Zahideyi sevdik onunla öldük

Yandı bağrımız hep çöle döndük

Türkülerin ile biz seni sevdik

Korkma be Neşet’im bu sevgi bitmez

[1] Ercan Kesal, Ceket Çıktığında, Radikal Gazetesi ,10.3.2013

 

Kaynak: Mehmet KILIÇ (Avanos Gazetesi'ne Özel)

 

 

Kaynak: (A.G.) - www.avanosgazetesi.com Editör: Avanos Gazetesi
 
Etiketler: Avanos’tan, Bir, Neşet, Ertaş, Geçti, ,
Haber Videosu
Yorumlar
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
19
0
2
1
6
9
2
Başakşehir
18
0
1
3
5
9
3
Kasımpaşa
18
0
3
0
6
9
4
Antalyaspor
16
0
3
1
5
9
5
Göztepe
15
0
4
0
5
9
6
Beşiktaş
15
0
2
3
4
9
7
Trabzonspor
14
0
3
2
4
9
8
Konyaspor
13
0
2
4
3
9
9
Ankaragücü
13
0
4
1
4
9
10
Alanyaspor
12
0
5
0
4
9
11
Yeni Malatyaspor
12
0
3
3
3
9
12
Sivasspor
10
0
3
4
2
9
13
Bursaspor
9
0
2
6
1
9
14
Kayserispor
9
0
4
3
2
9
15
Fenerbahçe
9
0
4
3
2
9
16
Çaykur Rizespor
8
0
3
5
1
9
17
Bb Erzurumspor
6
0
5
3
1
9
18
Akhisar Bld. Spor
5
0
6
2
1
9
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı

atasehir escort umraniye escort kadikoy escort kadikoy escort

bodrum escort bodrum escort bodrum escort